Türkiye genelindeki tüm camilerde okunan hutbede, vefanın imanın bir gereği olduğu, toplumsal dayanışmayı güçlendirdiği ve Allah’ın rızasına ulaştıran en önemli erdemlerden biri olduğu vurgulandı.
Hutbede, vefanın sadece geçmişi anmak değil, aynı zamanda iyiliğe iyilikle karşılık vermek ve verilen söze sadık kalmak olduğu belirtildi.
Menfaatin değil muhabbetin yanında olmaktır
Hutbede vefanın tanımı, “sevginin, saygının, sadakatin ve fedakârlığın göstergesi” olarak yapıldı. Vefalı olmanın; kişinin sözünde durması, düştüğünde elinden tutanları unutmaması ve iyiliğe iyilikle karşılık vermesi olduğu ifade edildi. Metinde, vefanın “menfaatin değil muhabbetin, nefretin değil affın, zulmün değil adaletin yanında olmak” anlamına geldiği güçlü bir dille aktarıldı.
En yüce vefa Allah’a verilen sözdür
Vefanın en yüce mertebesinin, kulun Yaratıcısına verdiği söze sadakati olduğu belirtildi. Hutbede, “Elest Bezmi”nde (ruhlar âleminde) Allah’a verilen kulluk sözünün hatırlatılması gerektiği vurgulandı. Bu vefanın; Allah’ın emirlerine itaat etmek, nimetlere şükürle, imtihanlara ise sabırla karşılık vermekle yerine getirileceği ifade edildi.
Toplumsal sorumluluk da bir vefa borcudur
Diyanet, vefa kavramının sadece bireysel bir erdem olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu da belirtti. Hutbede; cennet vatanı emanet eden aziz şehitleri ve ecdadı hayırla yâd etmenin bir vefa borcu olduğu kaydedildi. Ayrıca, yetimlerin başını okşamanın, çaresizlerin derdine merhem olmanın, yaşlılara hürmet edip engellilerin hayatını kolaylaştırmanın da topluma karşı bir vefa görevi olduğu hatırlatıldı.
Hutbe, Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) “Emanete riayet edenin imanı olgunlaşmıştır, ahde vefa gösterenin ise dini kemâle ermiştir” hadis-i şerifi ile sona erdi.
